11 Ekim 2010 Pazartesi günü sabahında(hahaha ne sabahı öğlenleyin tabii ki :D) Varaderodan ayrılmak üzere kalktık eşyalarımızı toplayıp yola çıktık. Tabii ki yine Viazul denen otobüslere bindirmek istediler bizi ama bu sefer otostopla gitmeye kararlıydık. Ama zor olan Varadero'dan çıkmak, çünkü burası tamamen turistler için ayrılmış bir şehir ve sürekli kontroller var. Bu kontroller çok ağır oldukları için kimseyi almıyorlar arabalarına. Yine de yola çıktık :)
Bereket "companyero"mun Kübalı karnesi var da, Kübalıları alan bi Astro otobüsü bizi almayı zar zor kabul etti! Bu ilk gerçek Kübalılarla yaptığım yolculuk oldu. Tabii bundan sonra artık bzi de birer Kübalı olduğumuza göre ("Cubano Malo") artık Viazul denen klimalı buranın lüksü otobüslere binmek olmazdı. Biz de öyle yaptık. Bu otobüsle "Cardenas"'a kadar gelebildik (10 MN). Artık MN yani Moneda Nacional yani Cuban Peso ile yolculuklarımız başladı :)
Cardenasta şehrin çıkışında inip yol kenarında otostopa başladık. Burda yolculuklar bu şekilde oluyor. İnsanlar yol kenarında otostop çekiyorlar, geçen araçlar da yer varsa mutlaka alıyorlar. 3-5 peso neyse veriyorlar şöföre. Hatta devlet arabalarının bu yol kenarındaki insanları almaları zorunlu. Güzel bir sistem. Neyse gelelim yolculuğun devamına. Bir "Camion"'a attık kendimizi. Camion gerçekten bir kamyon :) Kasasının üstünü kapatmışlar, 2 tarafa da benim götümün bile anca sığacağı 2 kalas koymuşlar, olmuş sana ulaşım aracı.
Nasıl yani demeye egrek yok çünkü burdaki ulaşımın neredeyse %80i değişik tür kamyonlarla yapılıyor. Kimilerinde gerçekten de kamyonun kasasına binip yola devam ediyorsun, kimi daha lüks tutunacak yerleri var, kimilerinde ise yaklaşık 50 kişi üstüste binip zaten tutunmaya gerek kalmadan yolculuk yapıyorsun. Şaka yaptığımı sananlar resimlere bakabilirler ;) Tabii ki onlarla da yolculuk yaptım ama yazılarımın geri kalanında :D
Bu kamyonla "Marti" denen bi kasabaya indik. İndik inmesine de gitmemiz gereken yön olan "Corralillo"'ya araç yokmuş burdan. Haydaa diyor insan, ulen yol var niye araba yok! Neyse şehrin içinde ufak bir tur yapalım derken festivalin bir gece önce bittiğini öğrenmemizle içimi hüzün kaplaması bir oldu. Varaderoda geçireceğimiz saçma sapan zamanla burda bir Küba festivali yakalayabilirmişiz. Naapalım biz de festivalden arta kalanla idare edelim diyerek sokaklarda yürümeye başladık.
Kamyonetlerin arkasında koca bidonlarla bira satıyorlar (3 MN/300 ml). Bardağını veriyosun 3 pesoya dolduruyorlar. Gerçi verilen bardaklara bardak demek anladığımız anlamdaki bardaklara hakaret olabilir :P O yüzden şöyle diyelim, pet şişeden kestiğin bir parçayı, Rom şişesinin üstünü kesip ağzını törpülediğin bir cam parçasını veya yağlı kağıttan yaptığın huni şeklinde bir "cismi" uzatıp 3 pesoya bu nefis biradan içebiliyorsun. Nefis derken ne kadar nefis ve steril olabileceğini sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Bir hatırlatma 3 peso yaklaşık 20 kuruş Türk Lirasına isabet ediyor.
Derken müthiş "Perro Caliente"leri görüp yemeğe dalıyoruz. Ahanda resmi yanda :) O kadar müthişler ki midem bulanmaması için bi kısmını yutup geri kalanını köpeğe veriyorum. Sonra da bi bardak "Refresco"yu içindeki çer çöpü görmemek için kafaya dikip hoop yutuyorum :) Öğle yemeği molası da bitmiş oluyor. Yılmak yok yola devam...
En iyisi "Colon"a gidip ordan "Santa Clara"ya devam etmekmiş gibi geliyor. Şehrin (şehir!?!?) dışına çıkıp araba beklemeye başlıyoruz. Huzur evinde biraz yaşlı amcalarla takılıyoruz. Huzur evi dediysem normal bir ev de, gariplerim hepsi bi eve toplaştığından huzur evi havası var adeta :) Hoop al sana bikaç fotoğraf daha. Ardından koşa koşa az ilerde duran minibüse (minibüs!?!?!) koşa koşa biniş. (Ah ulen eşyalarımı ne zaman atıcam acaba! Çok ağır bu çanta mereti :( ) Bizde 80lerde köy yollarında çalışan minibüslerin hala kullanıldığını düşün, ve hiç yıkanmadığını, ve içinin de temizlenmediğini ve bu yüzden koltuklarının yerine metal sopaların kaldığını düşün! Bindik gidiyoruz. 24 km için 1 peso! (1 MN). Evet Kübada kübalılara ulaşım çok ucuz. Ama pahalı olsa gidemezler ki zaten!
Festivalin bugün Colon'da olacağını öğrenince aklıma bir Roman Havası geldi :) Kalkıp oynıcaktım ama ziyadesiyle dolu olan minibüste oynayacak pek yer yoktu. Yolda minibüsümüz ufak tefek köylere uğruyor. Buralarda da yaşam var. Komünizm! Gerçek anlamda! Yaşıyor!
Colon beklediğim gibi bi yer değilmiş, bizi karşılayan ayyaşlar ve "Regetto" - Elektronik karışık müzik pek hoş gelmedi gözüme. En iyisi yola devam, hedef "Santa Clara", Che'nin mezarını ziyaret. Ama önce Colondan bindiğimiz kamyonetin arkasında, rüzgardan resmen 1 cm uzayan saçlarım ahenkle dans ederken, şeker kaşımışı tarlalarının arasından geçmek var. Gördüğüm ilk çiftlikle burda Kübada. Hayvancılık da var, tarım da. Ama hiç yeterli olduğunu sanmıyorum ...
"Los Arabas"da yine herhangi bir araç geçmesini bekliyoruz! Burlarda ufak şehirler arası ulaşım gerçekten zor. Kübadaki en güzel kızlardan birinin fotoğraflarını çekmeye çalışırken gizlice, demin muhabbet ettiğim adamın yeğeni çıkmaz mı :) Tam hah bi fotonu çekeyim falan derken, bi otobüs belirdi ufukta, koşa koşa otobüs durağına tabii ki. Yine Uli sağolsun ben dilsiz taklidi yaparken biz Kübalıyız diye karnesini çıkarıverdi. Bu da mı dediler "Hee" dedi. Okleştik atladık.
Uzun bir yolculuk sonunda hava kararırken Santa Claraya vardık.
Read more
Bereket "companyero"mun Kübalı karnesi var da, Kübalıları alan bi Astro otobüsü bizi almayı zar zor kabul etti! Bu ilk gerçek Kübalılarla yaptığım yolculuk oldu. Tabii bundan sonra artık bzi de birer Kübalı olduğumuza göre ("Cubano Malo") artık Viazul denen klimalı buranın lüksü otobüslere binmek olmazdı. Biz de öyle yaptık. Bu otobüsle "Cardenas"'a kadar gelebildik (10 MN). Artık MN yani Moneda Nacional yani Cuban Peso ile yolculuklarımız başladı :)
Cardenasta şehrin çıkışında inip yol kenarında otostopa başladık. Burda yolculuklar bu şekilde oluyor. İnsanlar yol kenarında otostop çekiyorlar, geçen araçlar da yer varsa mutlaka alıyorlar. 3-5 peso neyse veriyorlar şöföre. Hatta devlet arabalarının bu yol kenarındaki insanları almaları zorunlu. Güzel bir sistem. Neyse gelelim yolculuğun devamına. Bir "Camion"'a attık kendimizi. Camion gerçekten bir kamyon :) Kasasının üstünü kapatmışlar, 2 tarafa da benim götümün bile anca sığacağı 2 kalas koymuşlar, olmuş sana ulaşım aracı.
Nasıl yani demeye egrek yok çünkü burdaki ulaşımın neredeyse %80i değişik tür kamyonlarla yapılıyor. Kimilerinde gerçekten de kamyonun kasasına binip yola devam ediyorsun, kimi daha lüks tutunacak yerleri var, kimilerinde ise yaklaşık 50 kişi üstüste binip zaten tutunmaya gerek kalmadan yolculuk yapıyorsun. Şaka yaptığımı sananlar resimlere bakabilirler ;) Tabii ki onlarla da yolculuk yaptım ama yazılarımın geri kalanında :D
Bu kamyonla "Marti" denen bi kasabaya indik. İndik inmesine de gitmemiz gereken yön olan "Corralillo"'ya araç yokmuş burdan. Haydaa diyor insan, ulen yol var niye araba yok! Neyse şehrin içinde ufak bir tur yapalım derken festivalin bir gece önce bittiğini öğrenmemizle içimi hüzün kaplaması bir oldu. Varaderoda geçireceğimiz saçma sapan zamanla burda bir Küba festivali yakalayabilirmişiz. Naapalım biz de festivalden arta kalanla idare edelim diyerek sokaklarda yürümeye başladık.
Kamyonetlerin arkasında koca bidonlarla bira satıyorlar (3 MN/300 ml). Bardağını veriyosun 3 pesoya dolduruyorlar. Gerçi verilen bardaklara bardak demek anladığımız anlamdaki bardaklara hakaret olabilir :P O yüzden şöyle diyelim, pet şişeden kestiğin bir parçayı, Rom şişesinin üstünü kesip ağzını törpülediğin bir cam parçasını veya yağlı kağıttan yaptığın huni şeklinde bir "cismi" uzatıp 3 pesoya bu nefis biradan içebiliyorsun. Nefis derken ne kadar nefis ve steril olabileceğini sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Bir hatırlatma 3 peso yaklaşık 20 kuruş Türk Lirasına isabet ediyor.
En iyisi "Colon"a gidip ordan "Santa Clara"ya devam etmekmiş gibi geliyor. Şehrin (şehir!?!?) dışına çıkıp araba beklemeye başlıyoruz. Huzur evinde biraz yaşlı amcalarla takılıyoruz. Huzur evi dediysem normal bir ev de, gariplerim hepsi bi eve toplaştığından huzur evi havası var adeta :) Hoop al sana bikaç fotoğraf daha. Ardından koşa koşa az ilerde duran minibüse (minibüs!?!?!) koşa koşa biniş. (Ah ulen eşyalarımı ne zaman atıcam acaba! Çok ağır bu çanta mereti :( ) Bizde 80lerde köy yollarında çalışan minibüslerin hala kullanıldığını düşün, ve hiç yıkanmadığını, ve içinin de temizlenmediğini ve bu yüzden koltuklarının yerine metal sopaların kaldığını düşün! Bindik gidiyoruz. 24 km için 1 peso! (1 MN). Evet Kübada kübalılara ulaşım çok ucuz. Ama pahalı olsa gidemezler ki zaten!
Festivalin bugün Colon'da olacağını öğrenince aklıma bir Roman Havası geldi :) Kalkıp oynıcaktım ama ziyadesiyle dolu olan minibüste oynayacak pek yer yoktu. Yolda minibüsümüz ufak tefek köylere uğruyor. Buralarda da yaşam var. Komünizm! Gerçek anlamda! Yaşıyor!
Colon beklediğim gibi bi yer değilmiş, bizi karşılayan ayyaşlar ve "Regetto" - Elektronik karışık müzik pek hoş gelmedi gözüme. En iyisi yola devam, hedef "Santa Clara", Che'nin mezarını ziyaret. Ama önce Colondan bindiğimiz kamyonetin arkasında, rüzgardan resmen 1 cm uzayan saçlarım ahenkle dans ederken, şeker kaşımışı tarlalarının arasından geçmek var. Gördüğüm ilk çiftlikle burda Kübada. Hayvancılık da var, tarım da. Ama hiç yeterli olduğunu sanmıyorum ...
"Los Arabas"da yine herhangi bir araç geçmesini bekliyoruz! Burlarda ufak şehirler arası ulaşım gerçekten zor. Kübadaki en güzel kızlardan birinin fotoğraflarını çekmeye çalışırken gizlice, demin muhabbet ettiğim adamın yeğeni çıkmaz mı :) Tam hah bi fotonu çekeyim falan derken, bi otobüs belirdi ufukta, koşa koşa otobüs durağına tabii ki. Yine Uli sağolsun ben dilsiz taklidi yaparken biz Kübalıyız diye karnesini çıkarıverdi. Bu da mı dediler "Hee" dedi. Okleştik atladık.
Uzun bir yolculuk sonunda hava kararırken Santa Claraya vardık.
