Okyanusa ilk girişimdi. Çılgın beyaz kumlardan, çılgın dalgaların arasına çılgınca koşuyordum. Koş koş dizimi geçmiyordu. Az biraz derinleşti. Denizin üstünde dalgaların dipten kopardığı yosunlar yüzüyordu. Suya atladım, daldım çıktım, daldım çıktım, ve daldım çıktım... Okyanus tuzluydu. Ve dalgalıydı. Sonra açılmaya tırstım. "Ulen ya köpekbalığı varsa" dedim.
Güneş batıyordu ve kızıllığı bir de okyanusun içinden izledim. Ama bence asıl görülmesi gereken yer olan karanın, yani beyaz sahilin, yani palmiyelerin, yani palmiyeden şemsiyelerin, yani kimsesizliğin ve fakirliğin, bu güzel alacakaranlıkta nasıl göründüğünü aklıma kazıdım. Kübayı böyle bir yer olarak ilk ve son görüşüm olabilirdi çünkü.
Okyanusa ilk girişimdi. Korkuyla mutluluk arasındaydı. Fakirlikle zenginlik, yabancılıkla aidiyetlik, gitmekle kalmak arasındaydı. Kübayı sevdim, o da beni sevdi mi acaba?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

4 kişi şunu demiş:
Tropik yağmur yemedin mi yavrum, sıcakta yağmur deniz, o da ilginç oluyor..
Eminim ki çoooOOooookkk sevmiştir İlkercim :)
Kısa ve insanı içine çeken bir yazı olmuş İlker. Böyle yazıları seviyorum. Sen de oradaymış gibi hissedebiliyorsun. İyi gezmeler!
Çok güzel ilker bu çook, hep yaz! (Sevil&Aytek)
Yorum Gönder